Kemalettin Tuğcu çocukları

Kitap okumayı çok seven bir çocuktum. Hala severim de çok yavaşladım.

Çocukluğumda en çok satanlar sıralansaydı birinciliği hep Kemalettin Tuğcu kitapları alırdı eminim. Ne kadar çok okur ve ağlardım. Şu yaşımda düşünüyorum, depresyondaymışım aslında. Odasına kapanıp Kemalettin Tuğcu kitabını bir günde bitiren bir çocuk.

Annemlerin bana seslenişini duymamam nedeniyle KBB’ciye götürdüklerini hatırlıyorum. Isitme engelliyim sanmislar. Halbuki bugün o durumun bir kapanma (çocuğun içine kapanmasını, dış uyaranlara cevapsız kalıp, kendi iç uyaranlarına yönlenmesini ifade eden bir psikiyatrik bir terimi de var bu durumun, uzman değilim konuşmayayım) olduğunu düşünüyorum, bu kapanmada da tek dostum kitaplar, çokça Kemalettin Tuğcu, Muzaffer İzgü’nün Ökkeş serisi, Milliyet Çocuk’un verdiği ansiklopedi fasikülleriydi.

Lise bitimiyle kendimi şehir dışına atarak açılıp bi güzel de saçıldım ve kendime geldim.

Ankara’ya gider gitmez aldığım ilk kitapsa Genç Kızlar ve Cinsel Sorunlarıydı… O zamana kadar ne vücudumu tanıyordum, ne de cinselliğin ne, nasıl nerede, kiminle olduğuna dair fikrim vardı.

70’li yılların ilk yarısında doğanların duygusal yaşamlarında 12 Eylül ve Tuğcu’nun izleri ise hala dibine kadar yaşanır. Bahtsız bir nesilizdir. Biraraya geldiğimizde hep konuşuruz, bazen suçlarız Kemalettin Tuğcu’yu. Onun yüzünden bu hale geldik diye 🙂 Çok saftık ama ya, gerçekten. Fazla saftık 🙂

Öğrencilikte Ankara Küçükesat’ta (bardacık sokaktı sanırım 🙂 bahçe katı, pencereleri demirli karanlık bir evde kalıyordum.

Ayakkabı kutularının içine koyduğum kitaplarımı oda penceremin pervazlarına yerleştirmişim. Bir memleket seyahatinden dönüşte bakıyorum ki hiçbiri yerinde değil. Önce kızlar bana şaka yapıyorlar sanıyorum, onlar da şaşkın. Numara yapıyorlar kesin, 3-5 gun gececek, beni iyice çıldırtacaklar ve kitaplar çıkacak meydana.

Birkaç gün geçiyor, ne olduğunu anlayabilmiş değiliz henüz. Olgunlar Sokak’ta arkadaşıma kitap bakıyoruz. Bir kitapçının önüne geliyoruz. Birden bir köşeye takılıyor gözüm. İçimden sıcak birşeyler akıyor. (Yeminle) Binlerce kitap içinde bir kitap Adalet Ağaoğlu-Ruh Üşümesi. ( Güzeldi. Türkçe’nin edebi ilk erotik kitap denemesi olduğu söyleniyordu o zamanlar. Ankara’da aldığım ilk kitaptan sonra konuya ilgim devam etmiş 🙂

Kitapçıya şu kitabı indirebilir misin diyorum. Alıyorum elime, sayfayı açıyorum ve Serpil K. , SBF 1990 gibi birşeyler. Benim kitabım. İşte buldum birini. Sonra biraz daha alıcı gözle raflara bakıyorum ve 4 kitabımı daha buluyorum.

Kitapçı panik oluyor. Uzun saçlı genç bir kızın gelip kitapları sattığını söylüyor. Polise şikayet etmememiz için yalvarıyor. Anlıyoruz ki benim kitaplar demir parmaklıklardan ellerini uzatıp, ayakkabı kutularına ulaşan birilerince çalınmış. Kalan üç beş kitabı alıp ayrılıyoruz oradan.

Birkaç ay sonra ise kitapları bulduğumuz kitapçıyı evimin çok yakınlarında görüyorum. Kafamda o an bir soru işareti canlanıyor.

Yine susup (ya da kapanıp) yoluma devam ediyorum.

Hamiş: Çocukken okunan kitaplar doğru seçilmeliymiş 🙂 birdolapkitap sen çok yaşa.

Reklamlar

kadın olmak

Kadın olmak istekleri biraz da dolaylı anlatmaktır. Lafı uzatmaktır, dolandırmaktır, ne istediğini açıkça söylemeden karşı tarafın isteneni anlamasını sağlamaktır. Eh bunca bin yıl istekleriniz ve haklarınız hep gözardı edilirse, sonuçta kadın kendine göre bir çözüm bulmuştur.

Güncel bir örnek istiyorsanız aşağıda.

2,5 yaşındaki bir kız çocuğu gece 2’de uyanır. Karşısında annesi derin uykulardadır.

Anneee.

Ses çıkmaz.

Anneeee, daha sevimli ve ince.

Hımm kızım. Anadan homurdanma.

Anne ben acıkırsam sana acıktım derim demi.

Evet kızım.

Ben acıktım mı anne.

Bilmem kızım, acıktın mı? (Anne hala gözü kapalı, mesajı almaya başlar ama çaktırmaz.)

Evet anne, acıktım ben.

Süt getireyim mi kızım.

Evet annecim.

Anne gülümser, kalkar ve kızına sütünü getirir…

Ama kızım bak bi dahakine ve hayatın boyunca şöyle yaparsan herşey daha kolay olur senin için.

Anneeee.. (bağırarak)

anne sıçrar.

anne kalk bana süt getir. Acıktım ben.

Tamam kızım.

Hangisini yeğlersiniz?