Bir annenin çok önemli ricası

Aşağıdaki mektubu sevgili blogcu anne Elif sayesinde tanıştığım, ortak pekçok yönümüz olan ve zaman zaman yaşadıklarımızı paylaştığımız bir anneden aldım. Adının, yaşadığı yerin, mesleğinin hiçbir önemi yok. O bir anne ve ne yazık ki sadece bize heryerde dayatılan sözde “normal” ailelerden farklı. Ve sırf bu yüzden çocuğuyla birlikte yaşadıkları üzücü bir olayın ardından aşağıdaki yazıyı kaleme almış. Harfi harfine katıldığım ve her ortamda anlatmaya çalıştığım endişemi tüm açıklığıyla dile getiriyor. Lütfen okuyalım ve olabildiğince sosyal medyada paylaşılmasını sağlayalım.

Sevgili anneler, babalar ve öğretmen arkadaşlar;

Her çocuk aile sözcüğüyle önce kendi yuvasında tanışsa da kavram olarak okula başladıktan sonra anlamlandırır ve öğrenir… Ve öğretilen ‘aile’ kavramı genelde, anne-baba ve çocuklardan (tercihen bir kız bir erkek) oluşan toplumun en küçük birimi diye de netleştirilir.
Heyhaaaat; bazı ailelerin bu şablona uymadığını gören minik kafalar önce bir karışır sonra başlar sorgulamaya…Normal süreçte ‘ah ne güzel!!! sorgulayan çocuk …iyidir!!’ desek de; bu durumda bir de sorgulanan çocuğun da olduğu hep göz ardı edilir.

Şimdi bunları neden anlatıyorum? Bizi yakinen bilenler bilir, biz bu klişe aile tanımına uymayan özel bir aileyiz…Hem de iki kere özel..Klişe aile tanımıyla yetişen ‘sorgulayan’ çocuk tarafından ‘sorgulanan’ çocuğun ailesiyiz yani…Ah keşke sorgulayanlar hep çocuk olsa…o da ayrı bir yara…
Öncelikle ailelerin anne-baba ve mükemmel bir çift çocuktan oluşmak zorunda olmadığını, bazen anne-çocuk / baba-çocuk merkezli büyükanneler dedeler kuzenler vs ile kuşatılmış minik ailelerin de olabileceğini, bunun da normal, sıradan ve sorgulanmaksızın kabul edilebileceğini de çocuklarımıza öğreterek başlayabiliriz…Böylece annesini/babasını kaybetmiş olan bizim gibi ailelerin canı daha az yanmış olur…
Ve ikinci konu; her ailenin kan bağıyla birbirine bağlanmasının şart olmadığını, bazen ‘çok sevilmiş’ – ‘uğrunda çaba sarfedilmiş’ – ‘tercih edilmiş’ çocukların da olabileceği; o ailelerin de çok özel aileler olabildikleri; soyadları farklı bile olsa, ailelerinin kalbinde büyüyen çocukların da en az diğerleri kadar sevilebileceğini de öğretirsek ne ala…Böylece toplumumuzda hala saklanılası görülen evlat edinilmiş, koruyucu aile yanında yetişen meleklerimizin incinmesini, sorgulanmasını ve hatta dışlanmasını engelleyebiliriz. Belki bu özel çocukların ailelerinin de ‘üvey’ tanımından kurtulması herkesi mutlu eder kimbilir???
Velhasıl lütfen çocuklarımızı öz aile, gerçek aile, biyolojik aile, koruyucu aile, üvey aile vs gibi alt kimliklerden uzak bir aile bilinciyle yetiştirelim…Çok zor olmasa gerek…
NOT : Bu yazı özel bir çocuğun özel ailesi tarafından, kalbi kırılan bir meleğin kalbi bir daha kırılmasın diye kaleme alınmıştır…Sayfalarınızda paylaşmanız ve hayata geçirmeniz ricasıyla…
Mektup burada bitiyor. Ben de http://ruzgarligunlervegeceler.com/ http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/  http://annekaleminden.blogspot.com.tr/ http://blogcuanne.com/
sizlere selam eder, gözlerinizden öperim 🙂