İlkokul Seçimi- Hangi Okul, Hangi Öğretmen?

Her annenin endişelendiği dönüm noktalarından biri ilkokul başlangıcı. İlkokula iyi veya kötü başlangıç, sonraki eğitim hayatında belirleyici malum. Türkiye’de eğitimin hali de malum. Bizim serüvenimizi ve şimdilik sonuçlarını sizlerle paylaşayım güzel anneler.

En başta ve en kritik soru şuydu.

Devlet mi özel mi?

Verilen eğitim açısından:

Ben devleti tercih ettim. Bu saçma, sistem bile denemeyecek olan eğitim batağında çocuk okula ne kadar az maruz kalırsa o kadar iyiydi. İkincisi, kolejler içinde gerçekten alternatif eğitim uygulayan istisnalar haricinde verilen eğitimde  çok fark görmedim. Zaten müfredat her okulda aynı. Ancak özel okul idarecileriyle bir görüşmeye giriyorsunuz başlıyorlar, bilmem kaç saat İngilizce, Almanca, Rusça, satranç, bale, müzik, resim, modern dans, yüzme, basketbol bla bla bla. Herşey bütün çocuklar için. Tüm bu yoğunluğun üzerine, etüdlü okullarda bile çocuğa akşam için ödev verilmesi cabası. Yazık, günahtır. Tüm gününü okulda geçiren çocuğa ödev verilmez, verilmemeli.

Ben Naz’ın ilgi duyduğu alanda ilerlemesinden yanayım. Bu şu an bizim için piyano, koro, genel olarak müzik gözüküyor. Okula yarım gün gidiyor, yarım günü boş. O süre içinde de piyano çalıyor, rahat rahat ödevlerini yapıyor, tv izliyor, oynuyor. Devlet okulu çocuğa zaman kalması açısından çok daha iyi.

Parasal açıdan:

Devlet daha avantajlı gibi görünüyor. Ancak çalışan anneyseniz,  okul saatleri dışında evde çocuğun yanında duracak birisi yoksa maddi açıdan devlet okulu ile kolej arasında çok ciddi bir fark yok. Haftada beş gün, yarım gün çocuğun yanında duracak bir bakıcı veya etüd seçeneğini düşündüğünüzde aylık en az 500 TL’yi gözden çıkarmanız gerekiyor. Küçük kolejlerle yaptığım görüşme ve pazarlıklarda aylık 700-800 liraya anlaşabiliyorsunuz. Yalnız şunu unutmamak lazım. Servis, kıyafet, kitaplar, ekstralar özellerde her zaman daha yüksek ücretlendiriliyor.

Anne olarak hangi seçenekte kafam da bedenim de daha rahat eder ?

Burada da seçim size kalmış. Kolej seçeneğinde anne daha rahat eder gibi görünüyor. Sabah çocuğu kaldır, giydir, servise bindir. Kahvaltı, öğle yemeği, ikindi kahvaltısını düşünme derdi yok. Okul dışındaki saatlerde ne yapacağım derdi yok. Hele okulda etüd de varsa ve ödevlerini okulda yapıyorsa ödevle uğraşma derdi de yok. (Bir dönemlik sürede izlenimim, özel okullarda etüd olsa bile eve ödev kalıyor ve devlet okullarına göre daha fazla  ödev veriyorlar. ) Akşam da yemek ye, sohbet et, uyusun. Eğer akşam ödev varsa, 5-6 gibi okuldan dönen çocukla geçireceğiniz 3-4 saate ödev stresi eklenir. Çocuk zaten tüm gün okulda yorulmuş, azıcık rahatlayacak, sohbet edecek, oynayacak vesaire ama hayır ödevler bitmeli. Koleje giden ve tüm gün okulda olan çocuğun evde ödev yapmaması, okulun eve ödev bırakmaması lazım. Milli Eğitim Bakanlığını göreve çağırıyorum 🙂

Devlet okulunda eğer okul yarım günse, evde sabah kahvaltısı ve öğle yemeğini, okulda da ikindi kahvaltısı için beslenmesini her gün düşünmek zorundasınız. Bu beni biraz zorladı. Eğer yarım gün için bakıcı tutacaksanız, yemek yapmasını da isteyebilirsiniz. Hatta çocukla birlikte yaparlarsa şahane olur.

Çocuğun sosyal gelişimi açısından devlet mi kolej mi?

Bence bu da ebeveynin hayata bakışıyla değerlendirilmeli. Ben Naz’ın farklı çocuklarla bir arada olmasını önemsiyorum. Devlet okulu da bunun için biçilmiş kaftan. Hele bizimki gibi okul, şehrin göbeğinde, farklı sosyal yapıda insanların oturduğu bir semtte olunca olumlu olumsuz her örnekle karşılaşılıyor. Hayatın gerçeklerini, gerçek hayatın içinde öğrensin. Öyle steril ortamlarda korumaya çalışmakla olmuyor.

Naz ilkokulda bir dönemi bitirdi. Evimize oldukça yakın mahalle mektebine gidiyor. Ben de aynı okulda ortaokulu okumuştum. 25 yıl öncesine ait, benim de oturduğum tahta sıralar hala var. Naz okul açılmadan önce sürekli, ben annemin gittiği okula gideceğim, annemin okulunda okuyacağım diye herkese anlattı. İlkokul kaygısını bu güvenle çok kolay aştı diyebilirim. Malum özellikle bekar annelerin çocuklarında anneye hayranlık daha fazla. Benim muhteşem annemin gittiği okula gideceğim duygusu müthiş bir motivasyon.

Mahalle okulunun daha önce öngöremediğim ama yaşayınca ne şahane oldu dediğim özelliği ise, sınıf arkadaşlarının aynı zamanda mahalle arkadaşları da olması. Hafta sonu, sömestr tatillerinde, akşamları, bir markete gittiğimizde, sokakta, okuldan arkadaşlarıyla karşılaşıyor ve arkadaşlıklarını pekiştiriyorlar. Eminim yazın mahallenin güvenli alanlarında birlikte de oynayacak ve birlikte bisiklete de binecekler.

Öğretmen seçimi

Özellikle ilkokulda öğretmeninin ne kadar önemli olduğunu bizzat kendimden ve kardeşlerimden biliyorum. Benim efsane bir öğretmenim vardı. Antalya’nın kötü denebilecek okullarından birinde, 60 kişilik sınıfta, bir sırada 3 öğrenci ve 5 yılı bitli gezerek okudum. Okuldan hatırladıklarım her gün ilk dersimizin haberler olmasıydı. Yaz dönemi ödevlerimiz 40 farklı konuda okuduğumuz haberleri yazmaktı. Kitap okuma saatlerimiz olurdu. Öğretmenimiz bizi sürekli düşünmeye, sorgulamaya yöneltirdi. Evlerimizde bizi ziyaret ederdi. Şu an sevgili Halit öğretmenim 85 yaş civarında, evinde siyah beyaz televizyonuyla, o yıllardan kalma gömleği, kasketiyle mahalle pazarından salçalık domates alışverişi yaparken karşılaşılan bir efsanedir.

Üniversite sınavlarına hazırlanırken dahi ilkokul öğretmenimin kazandığımda ne kadar sevineceğini düşünüp motive olurdum. İletişimimiz hiç kopmadı ve hala benim canım öğretmenimdir. Naz’a okul seçiminde sevgili Hülya öğretmenle ilgili duyduklarım da çok etkili oldu. Dengeli, sakin, tecrübeli her çocuğa adil yaklaşımıyla, çocukların yararına olabilecek yeni projelere açık bakışıyla Naz için unutulmaz bir öğretmen olarak kalması tek dileğim.

Geçen sene bu dönem hangi okul, hangi öğretmen sorusuyla deli danalar gibi gezmekte ve araştırmaktaydım. Çok da kaygılı bir dönemdi. Şimdi üzerinden bir yıl geçti ve doğru karar vermiş olmanın huzurunu yaşıyorum. Herşeyden önemlisi Naz çok mutlu. Koşarak okula gidiyor, okuldan çok mutlu, sakin, stressiz çıkıyor. Hiçbir şeye acele etmiyoruz. Tek başına karar verici olarak bunun nasıl güzel birşey olduğunu anlatmam çok zor.

Bu yazıyı bitirmeden şunu eklemem lazım. Okul bir eğitimse, bence çocuğun eğitiminin sadece % 25’lik bir kısmına karşılık gelir. Hayatın, doğanın, sosyal yaşamın, sanatın ve kitapların içinde günün uyku hariç her anı eğitim.

O yüzden okuldaki iyi ya da kötü seçimler de herşey demek değil ve telafisi her zaman var. Çocuklarımızın okul dışında, yaşarken öğrenmelerini, düşünmelerini, sorgulamalarını, tanımalarını sağlamak ebeveyn için bence çok daha zor. Orada bizlerin yaşam döngüleri de devreye giriyor . Zor da olsa kendimize de arada bir çeki düzen vermemiz gerekiyor. Doğayı, dünyada olan bitenleri, bazen sorunları, savaşları, barışı, farklılıkları, evreni tanımaları, sanatın her dalıyla öyle böyle tanışmaları da eğitim.

Tüm ebeveynlere ama özellikle bekar annelere kolaylıklar dilerim 🙂

 

 

 

Reklamlar