Küçük Kız’ın Öyküsü

Geçtiğimiz yıllarda, sadece kadınların katılımına açık bir seminerde sevgili Hasbiye Günaçtı, “erkeklerin sizi gerçekten sevip sevmediğini onlara hayır demeye başladığınızda anlarsınız.” demişti.  Bu yazıyla alakasız ama “evlilik eğer erkeklerin aleyhine bir durum olsaydı, emin olun zaman içinde evlilik diye bir kurum kalmazdı” da demişti. İki cümleyi hiç unutmadım. Son dönemde daha fazla görüyoruz ki, kadınlar erkeklere hayır dedikçe, evlilik ilişkisinde kadınlar talep etmeye, hayır demeye başladıkça kadınlara yönelik psikolojik ve fiziksel şiddet arttı.

Şimdi konumuza dönelim.

Bugün size tanıtacağım kitap ( Türkçe’ye Küçük Kız diye çevrilmiş. Orjinal ismi Al bint Al Saghira Allati) her zaman evet demenin, paylaşmanın, fedakarlığın size mutluluk getirmediğini anlatıyor. “Bu hikayeye inanmayabilirsin ama gerçek bir hikaye bu” diye başlıyor. Hikayeyi okudukça inanmamak mümkün değil. Çünkü çok gerçek. Sürekli tecrübe ettiğimiz bir gerçek.

Kitabımızın yazarı Fatima Sharaffeddine. Lübnanlı, bir kadın yazar. Yaşamı şu linkte. http://www.fatimasharafeddine.com/en/

Kahramanımız Küçük Kız sevdikleri mutlu olsun diye en sevdiği flütünü bir çobana, mavi atkısını rüzgarda üşüyen arkadaşına, sarı topunu komşusunun köpeğine veriyor. Verdikleri bunlarla bitmiyor. Küçük kız her şeyini başkalarına veriyor. Kendisinin ne istediğini hiç düşünmüyor.

Küçük kız tabii ki anne babasını da mutlu etmek istiyor. Onları yalnız bırakamıyor. Babasının fırınında çalışıyor. Evlenecek yaşa geldiğinde ( kitaptaki bu cümleyi sevmedim.) annesinin Onun için bulduğu adamla evleniyor.  Kocasına yemekler yapıyor, tarladan buğday topluyor. Her işte kocasına yardımcı. Ve bir gün bir şey fark ediyor. ” Neden mutlu değilim?” Kendisini yorgun hissediyor. Çevresindeki herkes mutlu, onu seviyor ama küçük kız mutlu değil ve çok yorgun.  Düşünüyor, düşünüyor. Bir şey fark ediyor. Kendine can alıcı bir soru daha soruyor? “Ben ne istiyorum? BEN ne istiyorum diyor kendine vurgu yaparak.” Sonra saatlerce düşünüyor ve flütünü hatırlıyor. Çok sevdiği halde çobana verdiği flütünü. Ve ne istediğini buluyor

“Flütümle ezgiler çalarak dünyayı gezmek istiyorum.”

Bu isteğini ailesine, kocasına söylediğinde önce tepkilerle karşılaşıyor. Bu tepkiler işte inanılacak gibi değil.Gerçek hayata nazaran çok yumuşak konuşmalar oluyor ki masal bu ya biz de inanıyoruz, inanacağız. En sonunda küçük kız meşhur bir flütçü oluyor, çok mutlu oluyor ve o mutlu olduğu için herkes de daha mutlu oluyor. Kitabımız da burada bitiyor.

Kitaba feminist bakış açısıyla getirilecek eleştiriler olabilir. Bu tür kitapların Türkçe’de ne kadar az olduğunu düşününce kız çocuklarımız ve bizim için çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Herkese iyi okumalar

Erdem (sedir) yayınlarına da ayrıca teşekkür ediyoruz.

DSC_2365DSC_2367DSC_2370DSC_2372DSC_2373DSC_2375DSC_2376DSC_2377DSC_2377DSC_2379DSC_2378DSC_2381

Hafta sonumuz…

Naz’ın hafta içi yarım gün okula gitmesi nedeniyle, piyano, İngilizce, koro kursları hafta içi sabah veya akşam bitiyor. Hafta sonlarımız uzun süredir bu yüzden boş. Yine de her hafta sonu doğum günü, ev alışverişi, doğa yürüyüşü, piknik, arkadaşlarla buluşmayla koşturma içinde geçiyordu.

Bu hafta sonuna hiçbir program yapmadım. Arabayı da kesinlikle kullanmayacağım diye kendime söz verdim. Diğer her şeyi akışına bırakalım dedim ve dingin, huzurlu şahane bir hafta sonu geçirdik.  Cumartesi sabahtan evde yayıldık, sonra programsız şehir içine yürüyüşe çıktık. O an aklımıza ne gelirse, nereye gitsek, ne yapsak derken kendimizi sevdiğimiz dostlarımızın mekanı kitap kurdu sahafta bulduk. 4 saate yakın oradaydık sanırım. Arkadaşların çocukları da vardı. Çocuklar sokakta oynadılar. Arkadaşım onlara kitap okudu. Müthiş bir keyifle dinlediler. Ben kitap dergi aldım, bulduğum yere çömdüm, okudum. Sahafa gelen gidenlerle sohbet ettik, yedik içtik. Dünyaya benzer baktığımız insanlarla beş dakikalık sohbet bile umudumuzu yeniliyor, içimizi ferahlatıyor.

Yine yürüyerek, etrafı izleye izleye bol sohbetle eve gittik. Pazar günü de sakin yayılmacanın ardından açık havaya çıktık. Bol yürüyüş, yine dostlarla yolda karşılaşmalar, ayak üstü sohbetler, çiçekler, çiseleyen yağmur, tırmanılan ağaçlar. Günümüz, sakin ve yavaş bitti.

Cumartesi pazar evde yayılmaca dedim ama tam yayılmaca da sayılmaz. Naz’la birlikte neler yaptık neler evde? Tübitak’ın etkileyici kimya deneyleri kitabındaki ev dondurmasını yaptık. Tuzun buzu 0 derecenin altına düşürdüğünü ve buzluğa atmadan nasıl dondurma yapılacağını deneyimledik. Sonra da dondurmayı afiyetle yedik. Ekşi mayayla kefirli, yulaflı ekmeğimizi yaptık. Trabzon tereyağına bandıra bandıra yedik 🙂 Yoğurt, kefir mayaladık, bol taze sarımsak ayıklayıp zeytinyağıyla gelecek günler için hazır ettik. Dolma yaptık, dolaba attık. Hepsi bize terapi gibi geldi. Hele mayalama işlerine bayılıyorum, en çok da ekşi mayalı ekmek pişerken fırından gelen kokular ömrüme ömür ekliyor 🙂

Sonuçta bu hafta sonu, bol yürüyüşlü, bol yemeli, içmeli, okumalı, şahane geçti. Çocuğum dayı ve anneanneyi de görmezse olmazdı tabii…

iyi haftalar olsun 🙂

 

Barışla Gülümseyen Ülkeler

Doğan Hızlan Kütüphanesinde tesadüfen görüp 2 hafta ödünç aldığımız dönemde elimizden düşmeyen kitap.

Kitap “Bursa Nilüfer Üçevler Kütüphanesi”nde yapılan atölye çalışmalarından derlenerek yayımlanmış.

Kitabın içeriğinin, 11-16 yaş aralığındaki çocuklar tarafından,  “Barışla Gülümseyen Çocuklar” ı önce drama yoluyla canlandırmaları, sonra resim ve yazıya aktarmalarıyla oluştuğu belirtiliyor.

Barış içinde yaşayan, birbirlerine kendi ürettiklerini satıp yiyecek ihtiyaçlarını karşılayan, su kuyusunu ortak kullanan sebze ve meyve ülkeleri, tüm ürünlerini daha fazla paraya almak isteyen tüccara kanarak, bir süre sonra savaşır duruma geliyorlar. Daha fazla sebze, daha fazla meyve, daha fazla para diye hırslanan iki ülke su kuyusunun sularını paylaşamamaya, bir süre sonra suyu tüketmeye başlıyorlar ve kaçınılmaz son, savaş başlıyor. Ellerindeki tüm sebze ve meyveler cephaneliğe dönüşüyor, savaşın sonunda iki ülke de sebzesiz meyvesiz ve pislik içinde kalıyor.

Neyse ki kitap mutlu sonla bitiyor. Sebze ve meyve ülkelerinin kral ve kraliçesinin akılları başlarına geliyor ve yeniden eski günlerine dönüyorlar.

Nilüfer Belediyesi kitabın dağıtımını yapıyor mu bilmiyorum. Nette göremedim. Kitapla ilgili okuyabileceğiniz  şöyle bir yazı var.

Iyi okumalar 🙂

 

Her Türlü Ayrımcılığa Karşı, Yaşasın Çocuk Kitapları

N. yürümeye başladığı zamandan itibaren mümkün olduğunca gittiğim her yere  götürdüm. Hastane, diş hekimi, postane, banka, tapu. Benim için çok yorucu oluyordu ama ne kadar çok yeri görür, ne kadar farklı insanlarla temas halinde olursa o kadar alışacağına inandım. Bir gün bankada sıra beklerken, koltuk değnekleriyle dahi yürümekte çok zorlanan bir adam gördü. Bir süre baktı, bana döndü.” Anne bak bizim kulaklarımız kepçe ya, diğer insanlardan farklı. Bu adamın da bacakları farklı” dedi.

N’nin bir önceki kreşinde bir otizmli, bir de down sendromlu arkadaşı vardı. Çok da iyi anlaşıyorlardı. Şimdi de istiyorum ki gideceği ilkokulda farklı arkadaşları olsun. Doğal ortamı içinde, toplumdaki çoğunluktan farklı çocuklarla, insanlarla iletişimi, arkadaşlığı olsun. Bunun için otizmli çocukların eğitiminde ayrımcılığa son verilmesi otizm eylem planının uygulanması ve Türkiye’de farklı gelişim gösteren bireyler için ilk kez açılan “eğitimde ayrımcılık davası” nın olumlu sonuçlanması çok önemli.

Türkiye’de sokaklarda, okulda, ortak yaşam alanlarımızda engellileri göremiyoruz. Çünkü sokaklar hala uygun olmadığı için evlere kapanmış durumdalar. Okullarda otizmli, down sendromlu bir çocuk göremiyoruz çünkü okumaları, diğer çocuklarla eşit eğitim almaları engelleniyor. Transseksüel  komşularımız olamıyor. Çünkü onları şehir dışına gettolara attık. Evlat edinilmiş bir arkadaşları olamıyor. Çünkü aileler bunu kendi çocuklarından bile hayat boyu gizlemeye çalışıyor. Örnekleri sonsuz şekilde çoğaltmak mümkün. Eh farklı insanlarla içiçe yaşamadan, etrafında tek tip insan/çocuk gören bir çocuk büyüdüğünde, karşısına daha önce karşılaşmadığı biri çıktığında herşeyiyle onu nasıl kabul edecek? Sadece benden, bizden farklı bir insan diyebilecek? Farklılıklarla ilgili bizim kütüphanemizde yer alan, ya da halk kütüphanesinden aldığımız bazı kitaplardan örnekler yazayım.

1- Müzisyen İnek Sırma

Bir ineği, hayvanların ve hatta ineklerin bile  dış görünüşüne bakarak nasıl dışladıklarını anlatıyor. Şehirde açılan müzik yarışmasına katılmak isteyen Sırma, bazen kıyafeti, bazen kısa olması, bazen zayıf olması v.b. pekçok nedenle hiçbir müzik grubuna giremiyor. En sonunda sadece yaptıkları müziğe bakarak değişik hayvanlardan kendi müzik grubunu kuruyor. Bu gruptakiler elbette sırma gibi dışlananlar.

muzisyen-inek-sirma-4

Duygusal bir kurt, çelimsiz zayıf bir fil, bir bacağı olmayan zebra ve elbise giymiş gayet kibar bir ayı. Müziğin birleştici gücünü de unutmamak lazım.

Kitapla ilgili ayrıntılı yazı için buraya tıklayabilirsiniz.

2-Başka Bir Anne

Pek fazla etek giymeyen, tuhaf saçları olan, rengarenk , biraz çatlak, çokça aykırı bir anneyi kızının ağzından anlatan bir kitap. Bazı anneler için kurtarıcı olabiliyor 🙂

Kitapla ilgili ayrıntılı yazı için buraya .

3- Köpekler Bale Yapmaz

Küçük kızımızın bale seven köpeği için herkes aynı şeyi söyledi. Babası, öğretmeni. Köpekler bale yapmaz. Ama bu köpek farklı. Kedi kovalamaz, sopa atarsınız gidip getirmez, tuvaletten su içmez. Aklı fikri balede köpeğimizin. O bale kıyafetlerine bakar uzun uzun, gizliden bale derslerini izler, çok çok çalışır, bale gösterilerine gider. Çok üzerler, motivasyonunu çok kırarlar, sırf bale yapmak isteyen bir köpek diye. Ama birgün  bir mucize olur ve kendini sahnede bulur köpeğimiz. Ve seyirciler arasında bir kişi haykırır. Bu bir köpek, ama bale yapabilen bir köpek. Ardından köpeğimiz sahnede coşar da coşar ve herkesin saygısını kazanır, gazetelere çıkar 🙂 Çoook tatlı, çook şirin bir kitap 🙂 Kitabın dokusu, resimler, renkleri şahane.

Kitapla ilgili ayrıntılı yazı için buraya

4- Yapabilirim

Tekerlekli sandalyeli bir çocuğun yaşamından kesitler.

http://www.dr.com.tr/kitap/erken-cocukluk-kitapligi-yapabilirim!/jennifer-moore-mallinos/cocuk-ve-genclik/okul-cagi-6-10-yas/cocuk-bilim/urunno=0000000288746

5- Duyamamak Böyle Birşey

İşitme engelli Lana’nın yaşamını, insanlarla nasıl iletişim kurduğunu, işaret dilini, yaşamını kolaylaştırmak için yaptıklarını anlatan çok güzel bir kitap

http://www.dr.com.tr/kitap/duyamamak-boyle-bir-sey/kolektif/cocuk-ve-genclik/okul-cagi-6-10-yas/cocuk-oyku-hikaye/urunno=0000000380667

6- Yaşlı Ayılar Ağaca Tırmanamaz

Çocuklara yaşlıları sevdirebilecek bir kitap. Zor yürüyorlar, yavaş hareket ediyorlar, ağaçlara tırmanamıyorlar diye onları küçümsememiz gerektiğini, yaşlıların bilgeliklerinden çok şey öğrenebileceğimizi anlatan bir kitap.

http://esatis.tubitak.gov.tr/books/6441

7- Dünya Çocukları

Farklı gözler, farklı saçlar, farklı evler, farklı ülkelerle ilgili şahane bir kitap.

http://esatis.tubitak.gov.tr/books/2405

8- Gökkuşağının Tüm Renkleri

Kitabın tanıtım bülteninden “Gözlerimizin şekli, derilerimizin rengi, hatta tercih ettiğimiz yemekler farklılıklarımızı ortaya koyan özelliklerimizdir. Fakat en temel yönlerimizi düşününce, hepimizin fazlasıyla benzer olduğunu görürüz. Hepimiz duygulanırız, düşünürüz, ümitleniriz ve rüyalar görürüz; mutlu olunca gülümser, çok üzülünce ağlarız. Dünyanın her yerinden insanlar bir araya gelince muhteşem bir görüntü ortaya çıkar. Bu, bir gökkuşağı gibidir. Hepimiz insan olduğumuz için farklılıklarımızı sevmeliyiz. Hadi, bir araya gelelim ve bir gökkuşağı oluşturalım! ”

http://www.idefix.com/kitap/gokkusaginin-tum-renkleri-jennifer-moore-mallinos/tanim.asp?sid=X4B2XTCQQ565V3P969X4

9- Elmer – Gri fil sürüsünde tek rengarenk fil olmak. kolay değil elbette.

http://www.birdolapkitap.com/2010/06/01/farkli-olmanin-nesi-kotu/

10- Kütüphanedeki Aslan

İşte bazı aslanlar da kitap düşkünü arkadaş. Kütüphaneye kitapları koklamaya, okumaya geliyor ama kütüphanede bir aslan olur mu hiç? Oluyor. Ama sırf “aslan” olduğu için birgün herkesin verebileceği bir tepkiyi verirse, dışlanması da çok kolay oluyor. Çok güzel bir hikaye. Ayrıca kütüphaneleri de sevdiren ve kuralların bazen uygulanmayabileceğini de çok güzel anlatan bir kitap.

http://www.birdolapkitap.com/2010/02/18/her-kutuphanenin-gonlunde-bir-aslan-yatar-2/

11- A Mother for Choco

Muhteşem, muhteşem, muhteşem bir kitap. Keşke Türkçe olarak da bir an önce yayımlansa. Choco küçük bir kuş. Annesini arıyor. Ama tüm hayvanlar choco’ya benzemediklerini söylerek onun annesi olamayacaklarını söylüyorlar. Sonra bir ayı annesini bulamadığı için üzülen choco’nun yanına gidiyor ve choco’nun annesi olsaydı neler yapacaklarını soruyor. Birbirlerine sarılıyorlar, şarkı söylüyorlar, dans ediyorlar. Ayı choco’nun annesi oluyor. Ve diğer çocuklarıyla tanıştırıyor. Bir hipopotam yavrusu, bir domuzcuk ve bir timsah yavrusu 🙂 Hiçbiri ayıya benzemiyor. Çünkü anne olmak için benzemeye gerek yok ki. Sevmek, emek vermek yeter 🙂

Kitabın okunduğu bir video.

http://www.youtube.com/watch?v=8XCQLAB_qAQ

Satın almak isterseniz.

http://www.amazon.com/Mother-Choco-Paperstar-Keiko-Kasza/dp/0698113640

12- Tüm Todd Parr kitapları.

Mesela Family Book.

Her aile farklıdır. Bazı aileler kalabalık, bazı aileler küçük (misal analı kızlı) bazı aileler aynı renkten, bazı aileler farklı renklerden, bazı aileler iki babadan (huuppss burası Türkiye, ileri gitmeyelim ) oluşur.

http://www.amazon.com/The-Family-Book-Todd-Parr/dp/0316070408/ref=pd_rhf_ee_s_cp_2_PCJ0?ie=UTF8&refRID=1QF6VHNF086PXF4020V3

It’s Okey To Be Different

http://www.amazon.com/Its-Okay-To-Be-Different/dp/0316043478/ref=pd_bxgy_b_img_y

The Mommy Book– Anneler de farklıdır 🙂

http://www.amazon.com/The-Mommy-Book-Todd-Parr/dp/0316070440/ref=pd_sim_b_5

13- Tali Alayla Başa Çıkıyor

Gözlük taktığı için arkadaşları tarafından alay edilen Tali’nin yaşadıkları.

http://www.idefix.com/kitap/tali-alayla-basa-cikiyor-berrin-goncu-isikoglu/tanim.asp?sid=KZPV2XLQOA8A42BTU4M2

14- Down Sendromlu Bir Arkadaşım Var-

Henüz okumadık ama yeni sipariş listemizin ilk sırasında. 

http://www.idefix.com/kitap/down-sendromlu-bir-arkadasim-var-jennifer-moore-mallinos/tanim.asp?sid=WL5T18CSCS4SXC86W6KL

15-My Friend With Autism

Çocuklara otizmi anlatan ve otizmli arkadaş hakkında bir kitap. En kısa zamanda alınacaklar listesinde. Ve keşke bu kitap da Türkçe yayımlansa.

http://www.amazon.com/My-Friend-Autism-Enhanced-Coloring/dp/193527418X

Şimdilik bu kadar. Sizin de ekleyeceğiniz kitaplar varsa, harika olur 🙂

Milly ve Molly’yi çok sevdik.

Evimize çok yakın bir il halk kütüphanesi var. İlk gençliğimde aynı yere ev ödevlerimi yapmak için, ansiklopedilere bakmaya giderdim. Hayatımın en daraltıcı, sıkıcı anlarının geçtiği, dünyanın en suratsız ve aksi çalışanlarının olduğu yer olarak anılarımdadır. 

Değişmiş olması ihtimaliyle kızımı alıp kütüphanenin yolunu tuttuk bir ay kadar önce.

Geçen 25 yıllık sürede dış kaplaması ısı yalıtımlı hale gelmiş, engelli girişi yapılmış, boyanmış badanalanmış. Girişte yine ters bir adam, soğuk bakışlarıyla acaba yanlış mı geldik diye düşündürttü bize 😦 Selamsız sabahsız bakışlarla birinci kattaki çocuk kütüphanesi bölümüne çıktık. Kapının açılmasıyla bir başka ters çalışanın bakışları bizi süzdü. Fermuarım mı açık kaldı, yoksa kızımın sümükleri mi aktı, adımlarımız mı ses çıkardı diye tedirginlikle çocuk kütüphanesine girdik. Hey çocuklar için oyuncak bölümü yapmışlar, legolar, bebekler, pazıllar. Yaşasın. Gevşe diyorum kendi kendime. Herşey geçti.

Kızım oyun alanına giriyor, yapmaması gereken bir şeyi yapıp oynamaya çalışıyor! ve elindeki bebekle 10 cm kadar oyun alanı dışına çıkmasıyla tok bir ses bağırıyor. “Gir içeri kızım gir, müdür görcek şimdi kızcak. Alla Allaaa…”

Kızım korkuyor, tamam kızım sorun yok, sen burada bebeklerinle oyna diyorum, hızlı hızlı kitaplarımızı seçmeye başlıyorum. Okul öncesi vitrininde isimlerini hiç duymadığım yayınevlerinin, isimlerine hiçbir yerde rastlamadığım kitaplarını görüyorum. Hiçbirini seçemiyorum. Sonra kayıt masasına yakın bir rafın alt köşesinde tudem yayınlarının birkaç kitabı, feridun oral’ın bir kitabı ve karda ayak izlerini görüyorum. Bunları bulduğuma şükredip kızımı da kolundan tutup sürükleyerek kendimi kütüphaneden dışarı atıyorum. Açık alan bir parka gidip kızım da ben de rahatlıyoruz. ( Bu arada kızım da kendi isteğiyle raflarda dolanmaya ve kitaplara bakmaya çalıştı. İnanın her an ne zaman azar işiteceğiz diye çok korktum.)

Ancak dersimizi almadık, bu hafta sonu da yılmadık, kütüphanenin yolunu tutmaya karar verdik. Bu kez başka şahıslar ama aynı ifadelerle karşılanarak, -tek farkla ben daha vurdumduymazdım- çocuk bölümüne geçtik. Bu kez doğrudan daha önceki alt rafta aldık soluğu, birkaç kitap seçtik, tam kayıt yapılmaktayken asıl hazineyi keşfettim. Kütüphanenin, en ücre köşesinde en yıpranmış, en dikkat çekmeyen bölümde benim arayıp da bulamadığım tüm kitaplar vardı 🙂 Ancak kayıt masasına koyduğum kitapları  almaya cesaretim yoktu, yine de kütüphanedeki aslanı ve milly ile molly’yi aldım, ay şey özür dilerim sadece şunlarla şunları değiştirecektim, kusura bakmayın diye masaya uzattım ürkekçe. Yüzünü kaldırmadan, bir bakış attı bana. Ama değiştirdi kitapları 🙂 Mutluydum.

İşte milly ile molly bu şekilde 3 gün önce hayatımıza girdi ve gece gündüz, tuvalette, mutfakta, yatakta milly ve molly okuyoruz. Karakterler için http://www.millymolly.com/ .

“Farklı görünebiliriz ama aynı şeyleri hissediyoruz” sloganı mükemmel.

Marmelat ve şeker isimli kedileri olan, iki kız arkadaşın bir pazartesi günü okulun ilk gününde yaşadıklarını anlatıyor kitap. Benim kitaptan en çok hoşuma giden, kızların da, annelerinin de, kedilerin de birbirlerinden farklı fiziksel görüntülere sahip olmaları, farklı kıyafetler giymeleri, ama tüm karakterlerin hepsinin duygularının benzer olması oldu.

Milly de molly de okula gittiklerinde kedilerinin ne yapacağı konusunda endişeliler, ikisinin de anneleri kızlarına kahvaltılarını hazırlıyorlar ve bekliyorlar, (kitapta yer almamasına rağmen hadi kızım hadi diye kesin söyleniyorlar-yavruSu kulakların çınlasın-) ikisi de okulda oyun oynarken kedilerini unutuyorlar ve ikisinin de kedisi akşam kızları görünce mutlu oluyor.

Hem kız arkadaşa sahip olmanın muhteşemliğini, hem analı-kızlı hayata vurgu yapmasını ve tabii ki fiziksel farklılıklara rağmen duyguların aynılığına yaptığı vurguları sevdim, sevdik.

Hey kütüphaneciler, sizlere rağmen oraya gelmeye devam edeceğiz. Biline 🙂

 

Babasız kitaplar

Bekar annelerin cocuklarının belli bir donem icin, cok baskin bir baba rolüyle karşılaşmaması öneriliyor pedagoglar tarafından. Özellikle de baba kurtarıcı durumda veya kahraman olarak gösteriliyorsa.

Bu nedenle çocuklarımıza kitap alırken, okurken, çizgi film seyrederken, seçerken çok seçici olmakta fayda var. Ve ne yazık ki, Türkçe çocuk kitabı tanıtımı yapan (birdolapkitap, kipitap duy sesimiziiiiii) sitelerde böyle bir ayrım yok.

Sevgili nurturia annesi arkadaşlarım, sağolsunlar, – Perlinaa, GulcanDeniz, Hduran, ucurtma, yuksel, lacivert0, babu, miraclelife, feyzan71, aslı_yagmur, serapneva, cicianne, sahra_hira, handant, umutun_annesi, mus, ilknur, batuhaninannesi, cokbilmis, balbocegim, kedidirkedi– konuyla ilgili soruma öneri ve yorumlarıyla cevap verdiler ve aşağıdaki genel liste oluştu.

Bekar Anne Dostu Kitaplar:

1- Klasiklerden : Kırmızı başlıklı kız, pamuk prenses, peterpan v.b.
2- TÜBİTAK yayınlarından : Yağmurlu Bir Gün, Güneşli bir gün, Karlı Bir Gün, Çiftlikte, Denizin Altında, Gölde, Ay’da, Kelebek, Kültürlü Kurt, Duyularımız-Duygularımız, Korkmuyorum,  Dünya Çocukları, Bir milyon ne kadar büyük. (Anne var sadece babanın adı bile geçmiyor.)

3- Mimi- Anne ben kimim?
4- Tostoraman’ın tüm kitapları
5- Sakar cadı vini serisi

6- Miki fare serileri.

7- Ayagina diken batan super karga

8- Neden annemi cok seviyorum.

9- Aç Tırtıl
10- Kasabanın en şık devi

11- Kırmızı elma.

12- Maymun kral

13- Cars (Arabalar) kitapları.

14- Bebek Koala serisinden . -Küçük Orkestra-Akşam Yemeği-Kayıp Oyuncak

15- Nohut oda bakla sofa

16- Yaramaz Fındık

17- Köpük ile Pıtır

18- Mavi Fil Tombik

19- Yetenek yarışması

20- Neyse ki ne yazık ki

21- Supurgede yer var mi ?

22- Minik balik okyanus macerasi

23- Yaramaz bebegin maceralari

24- Zogi

25- Böyle bir kuyrukla ne yapardın?

26- Winnie  the pooh serisi

27- Behiç ak kitapları

28-Yataktan düşen ayıcık.

29-Kütüphanedeki aslan

30- Elmer serisi
31- Ormanda doğumgünü partisi

32- Mutlu su aygırı
33- Maskeli fare ( pırtık tekir, tostoraman, değnek adam, zogi nin yazar ve çizerinden)
34- Şirinler kitapları. (şirinleri kocaman bir aile sayabiliriz, anne baba figürü olmadan)

35- Keloğlan kitapları.

36- Koyun Russel.

Bekar Anne Dostu Çizgi Filmler:

1-     Winnie the pooh

2-     Şapkadaki kedi

3-     Cbeebies Tweenies’ler.

4-     Keloğlan

5-     Cars (arabalar)

6-     Ahtapot Oswald CD serisi.

7-     Kipper serisi.

8-     Toy story. (Sadece anne var.)

9-     Digiturk 165 playhouse’ta vız arı hariç hepsi.

10- Ratatouille

11- Şirinler

12- Bir tane Rus çizgi filmi. Youtube’dan izlenebilir. Annesi ve babası görünmüyor hiç. Arkadaşı Ayı ile Maşa’nın orman içinde geçen maceraları var sadece. Maşa ve Ayı ya da “Masha i Medved” yazarsanız youtube’a bulursunuz. Maşa’da az konuşma olduğundan çocuklar dilinden rahatsız olmuyor.

13- “Uzun Çoraplı Kız Pippi” Annesi ve babası yok, tek başına yaşıyor.

14- Heidi. Anne ve babası yok. Üstelik çok mutlu ve özgür bir çocuk.

15-Shaun the Sheep

Asla Okunmaması Gereken Kitaplar:

1- Benim babam bir dev

2- Babamı neden çok seviyorum

3- Değnek Adam

4- En güzeli benim evim (Doğrudan baba-oğul ilişkisi)
5- İyi geceler ponpon (klasik aile üzerine kurulu)

6- Tübitakın doktorda, yavru köpek kitapları.

7- Pire torbası

8- Gofret ile babası

9- Kuzey yayınlarından kardeşim solucan boyama kitabı (anne yok baba var)

10-İyi geceler ponpon

11-Pirinc lapasi ve kucuk ejderha

12-Yavru ahtapot olmak cok zor

 Asla İzlenmemesi Gereken Çizgi Filmler:

1-Caillou

2- Kahverengi ayıcık

3- Laura’nın yıldızı
4- Sid bilim çocuğu

5- Bambi – (Çok acıklı hiçbir çocuk izlememeli.)
6- Tinkerbell- Peri kurtaran ( bunda baba figuru çok var.)

7-  Kayıp Balık Nemo

8- Mutlu Ayaklar-Happy Feet

 Okurken veya Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

  1. Küçük Kutup Ayısı serisi. (Büyük Ayıyı baba olarak algılayabilirler. Bizde olmadı ama olanlar var.)
  2. Bebek koala serisi (Seçerken dikkat etmekte fayda var.)
  3. Pirtik tekir (okunabilir diye onerilmis ama pirtik tekir bir baba.)
  4. Mamutlu Börek (tek bir yerde sanıyorum baba kelimesi geçiyor, bütün akrabalarının Mamut’a yardım etmeye geldiğini belirten bir cümlede… )
  5. Bil bakalım seni ne kadar çok seviyorum (Aslında figür baba, ama rahatlıkla anne olarak anlatılabilir)
  6. TÜBİTAK: Tepeden Tırnağa Vücudunuz, Yuvada ( Kitaplarda baba rolü var. Özellikle yuvada kitabında anneyi yuvada besleyen baba kuş var. Vücudumuzda ise çocuğun oluş şeklinde baba var. )
  7. Kuzey yayınlarının boyamalı hikâye kitapları aile konusuna girmiyor genelde. Alırken incelemekte fayda var.
  8. Kirpi ile Kestane
  9. Horton kitapları.

Hadi tüm okuyucular, desteğe devam 🙂 yeni önerileri ve yaptıysak hatalarımızı düzeltmenizi bekliyorum 🙂